Thursday, March 5, 2009

Birşeyler izlemek üzerine

Son yıllarda televizyon seyrederken kanal değiştirme yetkisi bende değilse orada en fazla 5 dakika dayanabiliyorum. Tam ilginç birşey denk geliyor çat kanal değişiyor, üçüncü ilginç kanal kaçtığında mekan terk ediliyor veya yetki ele geçiyor. Aile içi olunca mekan sevgili ile olunca yetki değişimi ile olay sonuçlanıyor. Tek kanal dönemini özlüyorum fazla seçenek olmadığından TRT'de ne varsa hep beraber oturup seyretmeyi. Buz pateni veya atletizm demeden bütün sporları izlemeyi, müzikal veya kovboy her türlü filmi seyretmeyi, dizileri televizyondan heyecanla beklemeyi özlüyorum. Bu şekilde büyüyerek çok daha geniş bir izleme zevkimin geliştiğine inanıyorum. Ben küçük yaşlarda her tür program, dizi ve filmi seyretmiştim. Bugünlerde ise 7-8 yaşlarında çocuğun seyredeceği şey belli çizgi film kanalları var evde yüzlerce vcd - dvd çizgi film var. Bu çocuklar bu yaşa geldiklerinden bizim seyretmek zorunda kalıp zevk alıp veya nefret ettiğimiz kaç tane değişik şey izlemişlerdir? Sinema yorumcusu olmalarını beklemiyorum ama ekran başında keyif alınarak seyredilebilecek şeyleri çok daha geç keşfedecek olmaları ve aşırı saçma çizgi filmler seyrederek geçirdikleri zamana yazık diyorum. 

Monday, January 26, 2009

Bakkal ile bozuk para savaşları

Evin karşı köşesindeki bakkaldan bahsetmeden önce, dolaylı yönden alakalı buzdolabımı tarif etmem gerekiyor. Daimi misafirleri ketçap, mayonez ve hardaldır 3-4 ayda bir bozulunca çöpe atılırlar hiç birinin dibi görülmemiştir. 1 adet ikea su şişesi emergency suyu olarak ki bu 2 adet olarak alınmış ve kardeşi temizlikçi kadın tarafından çöpe şampanya şişesi sanılarak atılmıştı.
1 adet reçel annemin eve taşınırken sorduğu soru hala aklımda "Reçel yermisin" evet yerim diyerek alınmış ve kapağı dahil açılmamış olarak duruyor. Gelip geçici objeler ise Bira, soda, muz, kit kat, 2-3 domates...
Bu buzdolabı şartları bakkaldan hep ufak tefek anı kurtarma adına siparişler vermeme sebep oluyor. Pazar sabahı kahvaltısı için menemen malzemesi, süt ve ekmek gibi. Bu siparişler bakkala telefonla sipariş ediliyor ve çırak getiriyor. Asıl savaş işte burda başlıyor; bakkaldan gelen hesap genelde 12 tl, 10,8 tl civarında oynuyor ve eleman elinde 20 tl üstü ile geliyor. Yani 12 tl gelen hesaba 22 tl veriyim 10 tl tam veriyim mantığı yok bu yüzden bozuklulkarı tıkıyor hiç bir çare yok. Tek çare 12 tam vermek bu alt yapıyıda evde oluşturdum bozuk çanağım her türlü bozuğa cevap verecek durumda. Böyle olunca da bakkala daha da fazla bozuk geri gitmiş oluyor ve bu da bana bakkalın içinde yaşadığım bir anıyı aklıma getiriyor.. Pijama görünümlü eşofmanlı bir kız hesabı 25 kuruş ve 10 kuruşlar ile ödeyip çıktıktan sonra sinirlenen bakkal paraları masaya sinirlenip atmıştı ve kızın arkasından saydırmıştı. Bende 50 kuruşlarla ödemeyi düşünürken jest olsun diye tam para vermiştim. Umarım benden geri gelen para üstü ve ekstra bozuklar böyle bir sinir yaratmıyordur.

Wednesday, January 7, 2009

Bonsai'm

10/12/08'de Denika'nın Amsterdam'dan getirdiği Bonsai'yi ekmiş bulunmaktayım. Üzerindeki talimatlar Fransızca ve Flamenkçe olduğundan bir kere çevrisini dinledim ve olaya start verdim. Heralde birşeyleri yanlış yapmışım ki 1 seneden önce bir şey çıkmaz diyen talimatlar yanlış çıktı ve ilk fidan çıktı. Belki de bir çeviri hatası var bilemiyorum. İkinci fidan da ilkinden 3-4 gün sonra çıktı.
En son ilkokul deneyinde pamuğa fasülye ektikten sonra bir kez daha kendi ektiğim bir fidan çıkıyor. Buna şahit olmak ne kadar keyifli anlatamam. Eve girdiğim anda ilk baktığım şey Bonsai.
Bu aralar her gün geliştiğini görebiliyorum. Aşağıdaki resimler arasında 10 gün ya vardır ya yoktur.

Friday, January 2, 2009

TEM

Trans European Motorway'in kısaltılmış hali bazende E6 olarak geçer. İsmine bakıldığında bütün Avrupa'yı dolaşan bir yol sanılır ama değilidir sadece Avrupa'nın doğusu dahil ve Yunanistan bu olaydan çıkmış. Türkiye'de Edirne'den Ankara'ya kadar gider diye biliyorum.
Bu yolu kullanmak için belirli kurallara uymak gerekiyor. 4 şeritli yolun en solundan trafikli veya trafiksiz en az 120 km ile gitmeniz şarttır, öndeki arabayla güvenlik mesafesi kesinlikle yasaktır bırakıldığı anda arka arabadan selektörlü tepki gelecektir. Sonraki şerit genelde otobüs, kamyon ve TIRların hız şerididir bu şeritte normal bir hıza düştüğünüz anda arkadan gelen bir ağır vasıta sizi selektör manyağı yapar bu yüzden tavsiye edilmez. Geldik bir sonraki şeride burası genelde aşırı yavaş giden kamyonların veya TEMe ilk defa girenlerin şeridir hızın çok düşük olmasından dolayı daraltır ve hiç tavsiye edilmez. Sağ şerit; en kritik şerit genelde sağ şeritten gitmek eziklik simgesi olduğundan boş olup geçiş şeridi olarak kullanılır, kendini rallici sananların şerididir. Asıl görevi olan ağır vasıtalrın geçiş yeri olmak ise şeridin ortasında bir tümsek oluşmasına sebep olmuştur.
Gelelim emniyet şeridine; her zaman boştur ambulanslar, polis arabaları geçer demek isterdim ama burası TEM'in tıkalı olduğu zamanlarda en çok işleyen yoldur. Trafik oluşunca direk emniyete girilir ve gittiği yere kadar devam edilir.
Lütfen TEM yolu kurallarına uyalım!

Monday, December 29, 2008

Cumartesi

Başka hiç bir günün bu kadar özelliği yoktur. Hafta arası nasıl geçmişse geçsin cumartesi insan başka bir uyanır illaki arkadaşı, sevgilisi veya çocuğuyla ( eşini bilerek yazmıyorum gördüğüm kadarıyla eşler akşam yemeğinden itibaren devreye giriyor) yapacak bir progamı vardır. Hafta arasına göre giyim tarzı değişir, kahvaltı değişir uyku süresi zaten değişir. Bütün dertler bitmiştir tek dert bugün ne yapsaktır. Bütün lokantalar cafeler cumartesi gününü bekler, çoğu gece klubü cumartesi ful çeker.

Bunun yanında cumartesi çalışmak ta vardır. Hayatımda bir kış yapmak zorunda kaldım bu kadar kötü hatırladığım başka bir dönem heralde yoktur. Bütün keyif kaçar, sabah erken sonra gelip uyurum diyerek ve kendi kendini kandırarak uyanıp işe gidilir, 3-4 saat geyikle geçer sonra şaşkın bir şekilde ortada kalınır, ne cumartesi kahvaltısı edilmiştir ne uyku alınmıştır sanki yarım gün çalışılan bir gündür yaşanan.

Birde cumartesi düşmanları var biri üst katımda oturuyor ve cumartesi gününe elektrikli süpürge ile evi temizleyerek başlıyor. Öyle bir ses ki rüyalarıma inceden entegre oluyor ve ses efektli rüyalar görmeye başlıyorum. İki haftadır saat onlarda uyanıyorum bir kaç hafta daha devam ederse isyan bayrağı çekmeyi düşünüyorum.

Nedense bu insanlar beni buluyor ama adada karşı evin bahçıvanına teşekkürü borç biliyorum, beni cumartesi sabahı elektrikli testereyle palmiye budayarak uyandırarak bu tip durumlara karşı direncimi arttırdın.

Thursday, December 25, 2008

9


Arkadaşın ismi "9" bu sabah sağolsun Yom tanıştırdı. 2005 yapımı bir short animated film "9". Film oscara aday olur fakat alamaz. Ama Tim Burton'ün dikkatini çeker, ve tahminen yaratıcısı Shane Acker'e sen gel bakiyim buraya biz buna bir film çekelim der. Şimdi "9" isimli uzun sinema filmini yapıyorlar ve yönetmen de Shane Acker. Şu anda Luxembourg'da yapılıyor ve 9/9/9 tarihinde sinemalarda olacak. Short Film ve Trailer aşağıda. Short filmde içinden ampulü alınan lamba Pixar'ın sembolü olan lambayı çağrıştırdı. Oraya, gönderme yapmak amacı ile koyulmuş olabilir veya ben herşeyden değişik manalar çıkartabilen bir insan oldum.
Short Film:

Çıkacak olan filmin trailerı:

Thursday, December 18, 2008

yemek zevki

Annemin bebekken mamama şeker atmayı unutmasıyla yemek zevkim oluşmaya başlamış oldu. Mamayı şekerisiz şekersiz bitirmişim, abla görünümlü ikiz kardeşim Selin ise isyan edip mamayı yememiş ve niye yemiyor bu kız derken mama tadılmış ve şeker atılmadığı anlaşılmış. Böylece yaşamak için yediğim bebek halimle belli olmuş.

Hatırladığım kadarıyla çocukluk dönemimde sadece köfte, makarna, patates gibi yemeklerden başka hiç birşey yemedim. Balıkçıya gittiğim zamanlarda bile otomatik olarak köfte dedim. Tavuk ağzıma sokmadım. Bir rivayete göre bazen tabağımın üstünü elimle kapatıyormuşum.

Aile mesleği icabı her türlü et mamülün değerlendirildiği, kokoreçten işkembe çorbasına, baştan, kuzu paçası çorbasına kadar imal edilen bir evde, sadece köfte ve antrikotun yağsız yerlerini yemek aile fertlerinin canını sıkmıştır. Arkadaş çevresinden ise tepkilere sebep olmuştur.

En büyük eziyeti 7 sene boyunca okulun yemekhanesinde yaşadım, 7 sene boyunca hayat boyu boykot edeceğim yemekleri orda tanıdım. Pilav üstündeki parçalanmış tavuk parçaları, ekşili köfte, talaş böreği içineki et parçaları, yayla çorbası, kabak tatlısı, aşurenin üstündeki ceviz hariç her yeri...
hatırladığım nefret listesi. Halen okulun pilav günlerine Saray'da kahvaltı edip giderim ve tabağımın üstüne ellerimi koyarım ve pilav üstü tavuğa elimi sürmem.