Wednesday, July 8, 2009

Alex Ferguson ve Gabriel Obertan

3 sen önce Bordeaux maçı, ikinci yarı oyna girip sağ kanadımızı dağıtan bu adamı biz o günlerde anladık ama nedense Blanc anlamadı ve bugün itibariyle artık Manchester yolcusu. Anlaşılan bizden başkaları da anlamış..

Konu açılmışken Alex Ferguson'un Owen'dan önceki 10 kumarını notlandırarak yazmış Telegraph gazetesi..

aynen pasteliyorum, en kötü nota dikkatinizi çekerim

Eric Cantona (Leeds, £1.2 million, 1992)
Success Rating: 10/10

Sir Alex Ferguson famously chanced his arm asking Howard Wilkinson about the troublesome Frenchman, brought him across the Pennines for a cut-price fee and accidentally signed one of United’s all time greats.

Teddy Sheringham (Tottenham, £3.5 million, 1997)
Success Rating: 9/10

The Spurs striker was already in his 30s when Ferguson brought him to Old Trafford as an experienced hand to guide his crop of youngsters, but he went on to help United to three titles and, famously, the Champions League.

Dwight Yorke (Aston Villa, £12.6 million, 1998)
Success Rating: 7/10

Ferguson smashed United’s transfer record to bring the Aston Villa forward to Old Trafford, but his almost telepathic partnership with Andy Cole became one of the most prolific in United’s history.

Ruud van Nistelrooy (PSV, £19 million, 2001)
Success Rating: 8/10

Another record signing – for a few days at least – came complete with the scorn of Harry van Praag, the PSV chairman, but van Nistelrooy provided a stunning 95 goals in 150 games over five years at Old Trafford.

Juan Sebastian Veron (Lazio, £28.1 million, 2001)
Success Rating: 4/10

Ferguson’s biggest mistake. Veron failed to settle into the more advanced role the Scot handed him after his British record move and was sold to Chelsea after two underwhelming years for half of his massive fee.

Rio Ferdinand (Leeds, £30 million, 2002)
Success Rating: 9/10

For the second year in a row, Ferguson broke the British transfer record to make the former Leeds man the world’s most expensive defender. The risk paid off, though, as Ferdinand blossomed into arguably the finest centre back on the planet.

Kleberson (A Paranaense, £6 million, 2003)
Success Rating: 2/10

Looked reasonably impressive in Brazil’s 2002 World Cup-winning side, but seemed a strange choice as a replacement for Roy Keane.

Cristiano Ronaldo (Sporting Lisbon, £12.6 million, 2003)
Success Rating: 10/10

It may look a paltry sum now, but, for an unproven teenager signed on the recommendation of players impressed after a friendly, Ronaldo’s fee was comparatively high. He proved to be more than worth it.

Wayne Rooney (Everton, £25.6 million, 2004)
Success Rating: 9/10

Another hefty sum for a teenager with just two complete seasons of Premier League football under his belt, but a hat-trick on his debut against Fenerbahce augured well.

Henrik Larsson (Helsingborgs, Loan, 2007)
Success Rating: 6/10

It is hard to categorise the two-month loan which brought the veteran Swede to Old Trafford as a risk. Larsson wanted a swansong in one of Europe’s top leagues and, while he hardly set the world alight with his performances, provided invaluable cover and a touch of class as United regain the title.

Monday, July 6, 2009

GSTV

Eve gelinir koltuğa uzanılır TV açılır ve Digiturk kapalı değilse zaten kanal 75 te kaldığından direk karşıma gelen GSTV'dir.

Bir futbol kulübünün kanalını ulusal bir yayın sistemine geçirip izlenebilirliğini arttırmak için seçilebilecek en iyi ay Haziran-Temmuz olmalı. Bünye ister istemez ekranda sarı-kırmızı birşey görmek istiyor ve GSTV sürekli antreman, eski maç, röportaj yayınlayarak bu isteği besliyebiliyor. Bir zaman sonra alışkanlık yapıyor ve aynı program 2-3 kez seyredilmeye başlanabiliyor. Her an yeni bir transfer açıklanması, Rijkaard'ın bir hareketi, Uğur Uçar'ı top sürerken görmek vs.. gibi görüntüleri yakalama umuduyla hipnotize olmuş gibi seyrettriyor kendini GSTV. Artık GSMobile reklamarını ezberledim. Barışın Emre Güngöre "Emre, ne yapıyosun" 'u gurbetçi aksanıyla söylerken ki gülmesini falan çözdüm.

Bir yere misfirliğe gittiğim zaman acaba orda Digiturk var mı düşünceleri bile başladı. Sezon başlayıp galibiyetler gelmeye başladığı zaman ki keyfi hayal bile edemiyorum..

Friday, June 12, 2009

Motoru Bozmak

Gıda işinde uğraşınca yemek seçimi oranı yükseliyor ister istemez. Bir de hasas mide eklenince çok fazla seçenek kalmıyor. Ama tabiki istisnalar olmuyor değil. Geçenlerde en kral olması gereken yerden gelen vapır menü üstüne sonradan sadece baş etinden yapıldığını öğrendiğim köfteleri müşteri ziyareti sırasında yemek zorunda kalmam son 3 günümü direk etkiledi. Motor Bozuldu artık. Çok ta eski değil aslında ufaktan alıştırmadık her türlü koşula ve alışık olmadığı şeyleri görünce bırakıyor kendini ne yapsın haklı. Aklımıza direk gelen soru yemeğin zaten bozuk olabileceği. Bu sorunun da cevabı yanımda başka aynı yemeği yiyen biri oldumudur. Evettir cevap genelde beton midelim arkadaşım Tori'de bu yemekleri yemiştir ve hayatına devam etmektedir.
Bir keresinde benim bağırsak enfeksyonu gecirip 3 gün yatmama sebep olan sosis, Tori Beye sadece sabah ufak bir sıkıntı yaratmıştır ki bu benim son defa sosis yememdir. Seyrantepe'nin muhteşem lokantaları bile Tori'yi etkilemez, öğlen yemeğine katılan iş arkadaşları bir bir motorunu bozar gider. 
Fakat o beton da bir gün çatlar. Bir gün Tori telefon açar ve Beyoğundayım ne yiyim der, Borsa fast fooda git derim, dinelemez ve yazın sıcağında dönen piliçlerin büyüsüne kapılıp lokantaya girer.
Giriş o giriş efsane mide yenilmiştir artık motor bozulmuştur.  Tahminen ben o piliçi yemiş olsam ki zaten yemem perte çıkar 5 gün amerikan hastanesinde serum yerdim.

Bir gıdacı olarak tavsiyem yazın tavuk yerken seçici olmaktır!

Monday, June 8, 2009

Chrysaora hysoscella

Chrysaora hysoscella yani Marmara Denizinde yeni görülen 
denizanası çeşidi. Dün ilk defa Sedef Adasında gördüm.
 
Şimdilik adada dolaşan rivayet Afrika'dan geldikleri yönünde. 
Bildiğimiz gibi büyük yük gemileri gemiyi dengelemek içine su 
çekiyor ve bu suyu boşaltıyor. Mesela bu suyu Meksika 
Körfezinde çekip Ege Denizinden boşaltırsa Meksika Körfezinden
buraya canlı transferioluyor. Bu sayede doğanın dengesi 
bozulabiliyor veya türler yeni yaşam alanlarında hayatta kalıyor. 
Bunun bir örneği Ege'de bulunan Mavi Yengeçler.
Internette araştırdığım kadarıyla İngiletere ve Akdeniz'de görülen
bu bizim bildiğimiz denizanalarına göre korkunç görünümlü 
denizanasıöldürücü zehirli değil ama yakıcı bir zehiri var.
Ne olursa olsun bir türü ilk defa yaşadığım yerde görmek
heyecan verici bir duygu. Yan tekne sakinlerinin dediği gibi 
bunların kökünükazımak için kovayla yakalıyıp sahile götürüp 
kurutmakta gerekmeycek anladığım kadarıyla. 

Tuesday, May 12, 2009

Star Trek


Yanılmıyorsam 8-10 yaşlarındayım televizyonda ne varsa seyretme dönemleri. Resimdeki karakterlerin olduğu bir çizgifilm gösterimde, bende uzay olan herşeyi izlediğim gibi oturup seyrediyorum. Adada olduğumuz için evin geleni gideni çok, etrafta yazlık evde renkli televizyon zaten az. Her gelen bi yorum yapıyor, yorumlardan biri Büyükbaba İzak ben bunların dizisini izledim Spock, Kirk vs.. diyor. O anda kafada yavaş yavaş bişeyler oluşmaya başlıyor baya popüler birşey izliyorum "STAR TREK".

Daha sonraları zaten anlıyorum ki TRT'de efsane diziymiş. Daha sonraları Star'ın eski dizileri gösterme dönemlerinde de biraz seyredip daha da olaya entegre oluyorum. Son olarak Star Trek Movie leri her pazar bir kanal verince eldeki imkanlarla takip edebildiklerimi izlemiş oluyorum.

Bu arada devam filmler çıkmaya devam ediyor Firs Contact, Nemesis, Insurrection. Bunlar sinema ve DVD takip ediliyor.

Bunların hepsini takip etmemin sebebi Star Wars dışında sinemada izlenebilecek uzay filmi olmamasıydı. Fakat cuma günü seyrettiğim yeni  Star Trek bana göre artık Star Wars gibi takip edeceğim yeni bir efsanedir. Stüdyolar çok iyi bir hamle yaparak zaten değeri olan ve değeri gitgide azalan bu seriyi J.J. Abrahms'a teslim ederek yeni bir uzay filmi efsanesi yarattılar. Çok hareketli geçmeyen eski filmlere nazaran çok güzel aksiyon sahneleri görsel olarak keyif verdi. 
Eskiden beri karakterleri bilen biri olarak seyrederken Scotty nerde DR. ne zaman çıkacak diye heycanla bekledim her birinin çıkışı ve onları tanımak ayrı bir zevkti. Alternate Reality yaratarak, ilerde gelecek devam hatalarından çok güzel bir şekilde sıyrılancak olması çok zekice. 

Gelecek bölümleri heycanla bekliyorum.

Thursday, March 5, 2009

Birşeyler izlemek üzerine

Son yıllarda televizyon seyrederken kanal değiştirme yetkisi bende değilse orada en fazla 5 dakika dayanabiliyorum. Tam ilginç birşey denk geliyor çat kanal değişiyor, üçüncü ilginç kanal kaçtığında mekan terk ediliyor veya yetki ele geçiyor. Aile içi olunca mekan sevgili ile olunca yetki değişimi ile olay sonuçlanıyor. Tek kanal dönemini özlüyorum fazla seçenek olmadığından TRT'de ne varsa hep beraber oturup seyretmeyi. Buz pateni veya atletizm demeden bütün sporları izlemeyi, müzikal veya kovboy her türlü filmi seyretmeyi, dizileri televizyondan heyecanla beklemeyi özlüyorum. Bu şekilde büyüyerek çok daha geniş bir izleme zevkimin geliştiğine inanıyorum. Ben küçük yaşlarda her tür program, dizi ve filmi seyretmiştim. Bugünlerde ise 7-8 yaşlarında çocuğun seyredeceği şey belli çizgi film kanalları var evde yüzlerce vcd - dvd çizgi film var. Bu çocuklar bu yaşa geldiklerinden bizim seyretmek zorunda kalıp zevk alıp veya nefret ettiğimiz kaç tane değişik şey izlemişlerdir? Sinema yorumcusu olmalarını beklemiyorum ama ekran başında keyif alınarak seyredilebilecek şeyleri çok daha geç keşfedecek olmaları ve aşırı saçma çizgi filmler seyrederek geçirdikleri zamana yazık diyorum. 

Monday, January 26, 2009

Bakkal ile bozuk para savaşları

Evin karşı köşesindeki bakkaldan bahsetmeden önce, dolaylı yönden alakalı buzdolabımı tarif etmem gerekiyor. Daimi misafirleri ketçap, mayonez ve hardaldır 3-4 ayda bir bozulunca çöpe atılırlar hiç birinin dibi görülmemiştir. 1 adet ikea su şişesi emergency suyu olarak ki bu 2 adet olarak alınmış ve kardeşi temizlikçi kadın tarafından çöpe şampanya şişesi sanılarak atılmıştı.
1 adet reçel annemin eve taşınırken sorduğu soru hala aklımda "Reçel yermisin" evet yerim diyerek alınmış ve kapağı dahil açılmamış olarak duruyor. Gelip geçici objeler ise Bira, soda, muz, kit kat, 2-3 domates...
Bu buzdolabı şartları bakkaldan hep ufak tefek anı kurtarma adına siparişler vermeme sebep oluyor. Pazar sabahı kahvaltısı için menemen malzemesi, süt ve ekmek gibi. Bu siparişler bakkala telefonla sipariş ediliyor ve çırak getiriyor. Asıl savaş işte burda başlıyor; bakkaldan gelen hesap genelde 12 tl, 10,8 tl civarında oynuyor ve eleman elinde 20 tl üstü ile geliyor. Yani 12 tl gelen hesaba 22 tl veriyim 10 tl tam veriyim mantığı yok bu yüzden bozuklulkarı tıkıyor hiç bir çare yok. Tek çare 12 tam vermek bu alt yapıyıda evde oluşturdum bozuk çanağım her türlü bozuğa cevap verecek durumda. Böyle olunca da bakkala daha da fazla bozuk geri gitmiş oluyor ve bu da bana bakkalın içinde yaşadığım bir anıyı aklıma getiriyor.. Pijama görünümlü eşofmanlı bir kız hesabı 25 kuruş ve 10 kuruşlar ile ödeyip çıktıktan sonra sinirlenen bakkal paraları masaya sinirlenip atmıştı ve kızın arkasından saydırmıştı. Bende 50 kuruşlarla ödemeyi düşünürken jest olsun diye tam para vermiştim. Umarım benden geri gelen para üstü ve ekstra bozuklar böyle bir sinir yaratmıyordur.